Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi (YÖRKAM) Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Mehmet Çınar, konar göçer Yörük kültürünün son temsilcilerinden Sarıkeçililerin geleneksel bahar göçüne bizzat katılarak bu tarihi mirasa Toroslar'ın zirvelerinde eşlik etti.
Modern dünyanın saatleri dijital rakamlarla akıp giderken, Yörükler için asırlık bir çağrı olan "göç vakti" bu bahar da Toroslar'da yankılandı. YÖRKAM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Mehmet Çınar, 19 Mayıs 2026 tarihinde Karaman'ın Ermenek ilçesi sınırlarında gerçekleşen ve Sarıkeçili Yörüklerinden "Kuş Ali" lakaplı Ali Uçar ile ailesinin öncülük ettiği bahar (yayla) göçü kervanına katıldı.
Akademik Bir Çalışmadan, Kalıcı Bir Dostluğa
Sarıkeçili obalarıyla olan bağı yıllar öncesine dayanan Doç. Dr. Mehmet Çınar için bu yolculuk, sıradan bir saha gözleminin çok ötesinde bir anlam taşıyor. Doktora tez çalışması kapsamında tam 7 yıl önce Sarıkeçili Yörükleriyle farklı dönemlerde yaklaşık 120 gün geçirdiğini belirten Çınar, duygu ve düşüncelerini şu sözlerle ifade etti:
"Onların yaşam dünyasını kâğıda dökmeye çalışan bir araştırmacı olarak girdiğim o kıl çadırlardan, doğanın ve insanın kadim dengesini öğrenmiş bir dost olarak çıktım. Yıllar sonra yeniden o patikalara dönmek, sadece yarım kalmış bir hikâyeyi tamamlamak değil, evime geri dönmek gibiydi."
Asırlık Düzen: Şafak Vakti Başlayan Telaş
Göç günü, şafağın henüz sökmediği alacakaranlıkta obada muazzam bir hareketlilikle başladı. Kıl çadırların büyük bir ustalıkla söküldüğü, yüklerin develere sarıldığı o anlar, dışarıdan kargaşa gibi görünse de yüzyılların tecrübesiyle kurulanmış kusursuz bir düzenin yansımasıydı. Çan sesleriyle sessizliği bölen öncü keçiler, doğanın yeşiline karışan Yörük kadınlarının rengârenk kıyafetleri ve obanın büyüklerinin gözlerinde okunan yeni bir yaylaya kavuşmanın heyecanı, yüzlerce yıllık bir ritüelin tekrarıydı.
Gökyüzü Altında Gerçek "Ev" Duygusu
Zorlu geçen günün yorgunluğu, Ermenek'te cezaevinin üst kısmında yer alan uygun bir düzlükte kurulan geçici konaklama yerinde (konalga) son buldu. Kıl çadırların hızla kurulduğu gecede, ateşin etrafında toplanan oba sakinleri Yörük hikâyelerini ve doğaya dair bilgelik dolu sözlerini ateşin çıtırtısına karıştırdı.
Şehirlerde asla görülemeyecek netlikte bir yıldız şöleni altında hissettiklerini aktaran Doç. Dr. Çınar; "Burada ‘ev’ kavramının dört duvardan ibaret olmadığını, başınızın üzerindeki gökyüzünün ve bastığınız toprağın gerçek eviniz olduğunu derinden hissediyorsunuz. Modern insanın kaybettiği sabrı, doğaya saygıyı ve aidiyet duygusunu yeniden hatırlatan ruhsal bir uyanıştı. Ne mutlu ki bu tarihe hem bir bilim insanı hem de bir yol arkadaşı olarak eşlik edebildim" dedi.
Son güncelleme: 20.05.2026 21:46:51